Her zaman gizemini koruyan bir yerdir Antartika …

Antarktika’ya gitmenin yasak olduğunu iddia ediliyorken acaba oraya gitmek mümkün mü?
Antarktika dünyanın en enteresan yerlerinden biri. Antarktika 7.kıta olarak biliniyor fakat büyüklük olarak aslında 5. Sırada. Çünkü Avustralya’nın neredeyse iki katı ve Avrupa’ dan daha büyük. Dünya’nın en soğuk yeri olmasına karşın aynı zamanda dünyanın en rüzgarlı ve en soğuk yeri…
Evet kuru diyorum… Aslında bakarsanız Antarktika teknik olarak bir çöldür. Hatta bir yeri var ki 2 milyon yıldır hiç yağmur yağmamış. Dünya’nın en kuru yeri olan 4800km2lik MCMURDO KURU VADiLERİ ile tanışın. Mcmurdo Kuru Vadileri’ nde kar bile yok. Bunun sebebi ise Antarktika’ da görülen “katabatik rüzgarı”…

Peki, katabatik rüzgarları ne demek oluyor?

Antarktika’ nın üstündeki atmosferdeki soğuk hava 10.000 metre birden dikey olarak alçalınca işte bu soğuk rüzgarlara neden oluyor. Bu rüzgarların kuru vadide zaman zaman hızları 320.00km2ye varan hızda esiyor ve bölgedeki tüm nemi alıp götürüyor.
Bilim insanları bu bölgede yüzlerce yıl önce ölmüş ve mumyalaşmış hayvanlar buldular. Dünyada mikrobik hayatın olmadığı ilk ve tek yer burası… O yüzden bilim insanları orayı “Mars’a en çok benzeyen bölge” ilan etmişler.

Bilim insanları oralara gidip güzel keşifler yapabilmişler, peki biz sıradan insanlar oralara gidemez miyiz?
200 yıl önce 1818’de gidemezdiniz, çünkü böyle bir kıtanın varlığı bilinmiyordu.
Bundan 400 yıl önce bile Mars’a gidilebilir mi? Diye bir soru sorabilirdiniz. Çünkü binlerce yıldır çeşitli astronomlar tarafından sürekli izlenen bu gezegen 1610 yılında Galileo tarafından kutuplarına kadar gözlemlendi. Fakat o sırada aynı Galileo içinde yaşadığı gezegenin 5. büyük kıtasından habersizdi…
Gerçi böyle bir kıta olması tarafından teoriler, efsaneler vardı fakat 1820 yılında Ruslar tarafından düzenlenen bir ekspedisyona kadar bu kıtayı gören bilen yoktu. Kıtanın içindeki Güney Kutup noktasına da neredeyse bir asır sonra 1911 yılında ayak basılabildi. Ay’daki ilk adımlarımızdan sadece 58 yıl önce…
Dolayısıyla hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz bir yer burası ve insanlar olarak bir yere ne kadar az bilgimiz varsa o kadar çok fikrimiz olabiliyor. Komplo vari teoriler de ileri sürülebiliyor. Kısa keşfedilmiş ömründe gizemli devasa objeler, piramitler mi istersiniz, uzaylılara ait üstler mi istersiniz isteyin hemen her türlü fantaziye ait en popüler coğrafyalardan biri olagelmiştir…
İşte bu komplo teorilerinin ortak noktası orada gizli birgücün olduğu ve bu yğzden oraya gitmenin yasak olduğu düşüncesini çıkartıyor. Bu iddianın kinc kısmı kesinlikle yanlış: Antarktika’ ya gitmek yasak değil, hatta oraya gitmek için vize almanıza bile gerek yok. Çünkü Antarktika, içinde ülke olmayan tek kıta ve siyasi olarak hiçbir yere bağlı değil tıpkı Ay veya Mars gibi… Gidersek hepimize ait, gitmezsek hiçbirimize… Yani orada bir kıta var gitmesek de görmesek de o kıta bizim kıtamızdır gibi bir durum söz konusu dahi değil…

Peki gidersek bize ait olur mu?

Birkaç yüzyıl önce kolonileşme çağında ülkeler gittikleri yerlerin kendilerine ait olduğunu çok da rahat bir şekilde iddia edebiliyorlardı. Nitekim kolonileşme çağı sonrasında bile 1900’lerin başında İngilizler keşifler yaptıkları için Antarktika’ ya sahip çıkmaya çalıştılar. Fakat ardından Fransa, Norveç, Almanya ve daha pek çok ülke, “Biz de keşif yapıyoruz, o zaman bizim de hakkımız var.” İddiasından bulundu. Bu hak iddiaları ve çekişmeler 20.yüzyılın ortalarına kadar devam etti ta ki 1956’ya kadar. O yıl, yeryüzünün en son keşfedilen topraklarından bir başkası üzerinde kurulmuş olan Yeni Zelanda bu kıtanın Antarktika’nın bir “dünya toprağı” olması gerektiğini söyledi. 1959’da pek çok ülke bir araya geldi ve “Antarktika Antlaşması” nı imzaladı. Şu an Türkiye de dahil olmak üzere toplam 53 ülke bu anlaşmaya taraf olarak imza atmış durumda. Buna göre;

-Kıtada askeri bir faaliyet yapamazsınız.
-Madencilik yapamazsınız
-Nükleer faaliyet yapamazsınız.
-Sadece bilimsel araştırmalara izin veriliyor.

Doğanın kirletilmemesi için özel birtakım kısıtlamalar getirilmiş durumda. Tuvalet kuralları bile koymuşlar 😁
İnsan dışkısının çevreye zarar vermemesi için ciddi ve maliyetli birtakım düzenlemeler getirilmiş durumda. Ama bu anlaşma hiçbir ülkenin kıtaya gelmesini yasaklamıyor.
Nüfus 1000 kişilik ve bunu da bilim insanları oluşturuyor. Türkiye de bilimsel çalışma yolunda önemli bir adım atmış durumda. Bilim Sanayı Bakanlığı’nın görevlendirmesiyle geçen sene İTÜ’den dokuz kişilik bir araştırma heyeti gitti. Aslında bakarsanız Antarktika’ya giden ilk Türk 1967 yılında Prof. Dr. Atok Karaali olmuş. -80 derece zorlu çalışmalar yaptığı yere Karaali Kayalıkları ismi verilmiş. Antarktika’da başka bir Türk adı taşıyan yer ise İnan Tepesi. Şu an Koç Üniversitesi rektörü olan Prof. Dr. Ümran İnan dünyanın iyonosfer ve atmosfer fiziği konusunda ileri düzey araştırmalar yapan Türkiye’nin ileri gelen uzmanlarından biri. 1980li yıllarda Stenford Üniversitesi’nde bir profesörken Antarktika’nın atmosferi ve yakın uzaydaki elektro manyetik dalgalar üzerinde yaptığı çalışmaları nedeniyle oradaki 2451 metrelik tepeye İnan Tepesi ismi verilmiş.
Antarktika’ya gitmek değil orayı kolonileştirmek yasak. Orayı bilimsel araştırmalarla fethetmek serbestti. Eğer önümüzdeki tek engeli yani kafalarımızdaki bu engeli kaldırmayı başarabilirsek belki bir gün İnan Tepesi’nin 100 kilometre kuzeyindeki o gizemli toprakların bir yerlerine içimizden birilerinin ismi verilir, kim bilir…

Berk Çakır

Kategoriler: Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir